Sayfalar

Search

18 Ekim 2010 Pazartesi

Adwords Hakkında Yanlış Bilinenler

Bir önceki yazımda “Türkiye’de Google Adwords’e yaklaşım neden bu kadar önyargılı?” demiştim. Aslında şöyle demeliydim. “Google Adwords hakkında neden çok az kişi bilgi sahibi? Ve bilenler de neden önyargılı?” Gerçek şu ki; ülkemizde çoğu insan konunun ne olduğunun bile farkında değil. Ama farkında olmayan bu kesime “Sponsor Bağlantılar” dediğinizde %80 ihtimal derdinizi anlatmayı başarıyorsunuz. Bir farkındalık yoğun Google kullanımından dolayı mutlaka var, ancak özellikle reklamveren tarafında halen online reklamcılığa mesafeli duruştan kaynaklı bir bilinçsizlik hakim.

Yıllardır göze sokulan gazete ve televizyon reklamlarının önemi malum. Peki ya ölçümlenmesi? Reklamınızın yarattığı etkiye karşılık doğan tepkiyi anında ölçümleyebildiğiniz bir mecra internet. Belki de değişmesi gereken şey bakış açısı. TV ve gazete reklamlarına destekleyici internet yayını ile yaratılan merakı anında bir adrese yönlendirebiliyorsunuz.

Aslında mantık çok basit. Pazarladığınız ürünü bir şekilde duyuruyorsunuz. Devamında hitab ettiğiniz kitlede merak uyandırıyor ve aranmaya başlıyorsunuz. Bu noktada Google büyük önem taşıyor. Bir çoğumuzun davranışı, ilgilenilen ürünü Google da aratmak ve bilgi almak oluyor. Zaten TV reklamlarına paralel olarak da arama hacimlerinde değişimler oluyor. Bu noktada kullanıcıya aradığını vermek oldukça adrese teslim olmaz mı?

Yine de dijital dünyanın önlenemeyen yükselişi, Türkiye’de de alışılan düzeni değiştirmeye başladı. Dijital bütçeler giderek offline harcamalara yaklaşıyor. İngiltere’de durum çoktan eşitlendi bile. İlerleyen yıllarda pazarın daha da büyüyeceği aşikar.

Şimdi Google Adwords hakkında yanlış bilinenlere bir göz atalım;

1-Reklamların Kalitesi:

Google Adwords Bireysel Uzmanlığı, gerekli sınav şartlarını sağlamanızla ve bir hesabı yönetmenizle alınabilen bir sertifika. Ancak bu yalnızca teoride bilginizi göstermekte. Uygulamada ise; yalnızca gerekli kelime ve reklam metinlerini yazabilirsiniz. İş yüksek bütçeleri veya riskli markaları yönetmeye geldiğinde ise deneyim devreye girer. Aslında en düşük bütçede dahi, sağlıklı kurgu ile gereksiz trafik ve maliyet önlenmiş olur. Bu durumda gerekli stratejinin kurgulanması, yürütülmesi ve tabi ki reklam metinlerinin kalitesi ile farkınızı gösterebilirsiniz.

Google Adwords’ün en bilinen yasaklarından biri metinlerinizde “click” “tıkla” gibi eylemleri kullanamayacağınızdır. Bu durumda kullanıcının dikkatini “call to action” olarak ifade edilen, kişileri tıklamaya yönlendiren kelimeler kullanarak çekmelisiniz. Örneğin; Lider markamız, eşsiz ürünleriyle hizmetinizde gibi bir söylem size oldukça gösterişli görünebilir. Ancak buna alternatif olarak; Medikal sektörde lider ürünlerimize göz atın gibi, kişiyi harekete geçirecek söylem sizi başarıya ulaştıracaktır.

Bunun dışında metinlerde telefon numarası vermek, kullanıcının telefona yönelmesine sebep olabilir. Genellikle düşük bütçeli, müşteri çekmek isteyen işletmeler, görüntülenmeyi hedeflediklerinde bu yönteme başvurabilirler. Ancak bu stratejik açıdan doğru olmayan bir davranıştır.

Örnek olarak “Sineklik” aramasını inceleyelim:

Görüldüğü gibi reklamların çoğu telefon numarası içeriyor. Sadece bir metinde arayın! Kullanılmış ancak aramak da Adwords için doğru söylem değil. Şayet sitenizde form sistemine geçer ve size telefon numarası bırakılmasını sağlarsanız, veya istekleri form ile toplar iseniz, dönüşümlerinizi takip edebilir ve ne kadar trafiği Adwords’den aldığınızı belirleyebilirsiniz. Tabi bunun yanında Analytics kullanarak da bu ödenmiş trafiğin size ne kadar faydalı olduğunu da gösrebilirsiniz.

2-Maliyetlendirme

Google Adwords reklam modelinde, kendinize belirlediğiniz bütçe sabittir. Sisteme yüklediğiniz kontör gibi düşünebileceğiniz bu bütçeyi dilediğiniz gibi yönetirsiniz. Örneğin; 10 günde 2000TL’yi eşit şekilde harcamak isterseniz sistemi günlük 200 TL harcamak üzere ayarlar ve reklamlarınız günlük bu limite ulaştığında yayının durmasını sağlarsınız.

Bunun dışında Adwords için belirli bir impression ve click taahhüt etmek mümkün değildir. Çünkü kampanyanızda kullandığınız kelimelerin belirli kalite puanları vardır ve buna göre verdiğiniz tıklama başına maksimum maliyet de böylece değişim gösterebilir. Yani siz 2000 TL ile 2000 click de alabilirsiniz 5000 click de. Bu demektir ki; doğru strateji ile maliyetinizi düşürebilirsiniz. Kontrol tamamen sizde!

3-Mecraya Güven

Google Search Network-Arama Motoru İçeriği bir yana Google Display Network-Google İçerik Ağı da reklamlarınız için oldukça verimli bir mecradır. Dilerseniz site hedefleyerek dilerseniz de seçtiğiniz kelimelerin oluşturduğu temaya göre sistemin otomatik hedeflemesi ile, hem metin hem de görsel reklam yayını yapmanız mümkündür.

Display reklamcılıkta en büyük artı, reklamınızın tam olarak nerede yayınlandığını bilmenizdir. Trafiğinizi satın alır, yayınınızı gerçekleştirirsiniz. GDN-Google İçerik Ağı’nda ise dilediğiniz hedefleme ile istediğiniz yerde aynı anda çok daha düşük maliyetle yer alabilirsiniz.

Bu noktada ortaya şöyle bir soru çıkabilir. Nerede yer aldığımı nasıl bilebilir ve kontrol edebilirim? Bunun için yer almak istemediğiniz spesifik siteleri ve tema kelimeleri negatif olarak kampanyanıza ekleyebilir, bunun dışında atladığınız adımları ise sistemden alacağınız basit bir rapor yardımı ile görüntüleyebilirsiniz.

Sonuç olarak şunu söyleyebilirim ki; bu önyargılı yaklaşım tamamen bilgi eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Bu iki anlama gelmekte, birincisi şu ki; reklamverenlerin yanlış bildikleri, ikincisi ise; reklamların kalitesini hiçe sayarak, başarısız işlere sebep olan “uzmanlar”.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder